Malpera Fermî ya Şehîdan

PKK İnternet Sitesi

PAJK İnternet Sitesi

Gerilla TV

YJASTAR Sitesi

 

Qadı Muhammed’den önce dedesi Şeyh El Meşayih 1930’larda Kürt aşiretlerini bir araya getirerek İngilizlere karşı isyana girişir. Yine amcası Qazi Fettah Mahabad şehrini korumak için 1916 yılında Türklere ve Ruslara karşı önemli direnişlerde bulunur. Dolayısıyla Qazi Muhammed’din de bulunduğu aile çevresi milliyetçi özellikleri ve zenginliği ile tanınmaktadır.

1941 de İngiliz ve Sovyetler birliğinin Kürdistan coğrafyasının önemli bir kısmını işgal etmesiyle (25 Ağustos 1941) Mahabad açısından da önemli fırsatlar doğmuştur.

Rusya daha çok Kafkasya’daki konumunu güçlendirmek ve Ortadoğu’da daha etkin olmak için İran’da nüfus sahibi olmak istiyordu. Aynı şeklide İngiltere’de Asya’daki konumu güvenceye alma, İran ve Irak petrollerine de sahip olmak için İran’da etkinlik kurmak istiyordu. Dolaysıyla İngiltere sürekli İran’daki Kürtleri yanına çekmeye çabalamıştır.

Rus politikası bölgede daha etkili olduğu için İngilizler bu durumu kendi lehine çevirmeye çabalar. Fakat İngilizlerin Rusları bölgede geriletmesi hiç de kolay olmayacaktı. Çünkü Kürtler hemen yanı başlarında bulunan ve uluslararası bağımsızlığını savunan bir devlete daha çok umut bağlamışlardır. Nitekim İran’ın işgali üzerinden henüz bir kuş geçmemişteki bir grup Kürt aşiret lideri kimi görüşmeler için hemen Sovyetlere giderler. Yine 4 Eylül 1942 yılında İran’daki tüm Kürt örgütlerinin de katılımıyla bir toplantı gerçekleşir. İngiliz kaynaklarına göre bu toplantını düzenlenmesinde de Rusların izni ve teşvikiyle gerçekleşmiştir. Fakat şu da bir gerçek ki, bu toplantının düzenlenmesinde doğu Kürdistan’ın en etkili şahsiyetlerinden olan Erusi ajanın rolü olmuştur.

En önemlisi de bu süreçte 1942 yılında kurulmuş olan Komala’nın illegaliteden sıyrılıp legal bir konuma gelmiş olmasıdır. Daha önce gizli olarak çalışan Komala „Kürdistan Demokrat Partisi“ adıyla resmi ilanını gerçekleştirir. Komala’nın yürüttüğü faaliyetler de bundan böyle açıkça gerçekleştirilir. I-KDP'nin başına da Qazi Muhammed getirilir. Parti çalışmaları da Sovyetlere bağlı olup onların, perspektifleri doğrultusunda çalışır. Yine Rusların desteği ile 1946 da Mahabad Kürt Cumhuriyeti kurulur. Hâlbuki daha bir kaç yıl öncesine kadar Ruslar Komala’nın yöneticileri kendilerine itaat etmediği için varlıklarını kabul etmemişlerdi. I-KDP’nin ilanına gidildiği an ise Ruslar kendilerine bağlı üç aşiret reisini hakim konuma getirmek istemişlerdir. Mamiş aşiret reisi Kirni ağa, Şikak aşiret reisi Omerhan Şerifin ve İran daha önce İran hükümeti tarafından ödüllendirilmesi olan ve muhafazakâr kimliğiyle tanınan Emir Esad Debokıri olmaktaydı.

On bir ay gibi kısa süre ayakta kalan Mahabad Cumhuriyetinin bu kadar erken yıkılma nedenlerinden en önemlisi yine Kürtler için tarihi bir handikap olman iç çatışmalar çelişkiler aşiret çıkarları ve şahsi menfaatlerin önde tutulması olmuştur.

Cumhuriyeti kısa sürede çöküşe götüren nedenler ise İngilizler ile Sovyetler arasındaki çıkar çatışmaları olmuştur. İngiliz ve Rusların anlaşmaya varmasıyla Ruslar kısa sürede İran’da bulunan askeri güçlerini çeker, desteksiz kalan Cumhuriyet İran hükümeti ile karşı karşıya kalır. Zaten İran öncesinde de Urmiye ve çevresindeki birçok yönetici Mahabad cumhuriyeti tarafından atanmamış olmasına rağmen hiç bir zaman bu yöneticilerin varlığı kabul etmemiştir.

İran’ın Kürtler üzerindeki baskı uygulamaları daha da şiddetlenince siyasal açıdan daha çetin ve zor bir sürece girilir. İ-KDP bünyesinde bir grup Genç TUDEH adıyla bağımsız hareket etmeye başlar. Yine bu süreçte Mahabad Cumhuriyetinde genelkurmay olarak orduyu yöneten M. Mustafa Barzani, Qazi Muhammed ile olan sürtüşmelerinden dolayı 800 kişilik bir peşmerge grubuyla Sakız şehrinde İran ordusunu bir darbe indirir. Bu ise var olan çelişkileri daha da derinleştirecektir. Gerisi biliniyor.  İran emperyalistlerin destekleriyle Mahabat’ın üstüne gelecek, Kızıl Ordu destek sunmayacak ve Mahabat’ın sözde askeri genelkurmay başkanı Mele Mustafa Barzani 500 peşmergesini alıp ayrılacaktır. Rusya’ya çekilecektir. Ve Kürtlerin özgür Mahabat Cumhuriyet’i bir yılını doldurmadan yıkılıp gidecektir. Güzel ama çok kısa ömürlü bir cumhuriyet olarak hafızalarda yerini alacaktır.  Bu yıkılışta yapılacak yaşlı çınarımız Qazi Muhammed bir eleştiri o da bölge üzerinde yürütülen çelişki ve çatışma ortamında siyasal bir öngörü sahibi olmaması olmuştur. Siyasete yeni giren, siyasetin derin çıkarlar dünyası olduğunu temiz duygularıyla yeterince bilemeyecek olan büyük insan Qazi Muhammed böylelikle yenilecektir.

Mahabad Cumhuriyetinin Yıkılışı Ve Qazi Muhammed’in İdamı

Kürt siyasal hareketliliğinde ve sosyal çelişkilerinde gizlenen bütünleşmeme sorunu ne yazık ki, Mahabad rejiminde de kendini gösterir. Parçalama ve çatışmalara yol açan unsurlar çok fazla ve çeşitliydi. Aşiret ve Kürt liderlerinin birbirleriyle rekabet etmeleri birbirlerine tuzak kurmaları aile menfaatlerini önde tutmaları vb. daha birçok husus Kürtler arasındaki kaynaşma ve birliği engellemiştir.

Cumhuriyetin geleceği tamamen yerel aşiretlerin uyumuna bağlıydı. Oysa bu aşiretler bir araya gelmeyecek kadar birbirlerine uzak ve düşman konumdaydılar. Yine bir kısım aşiret mensubu Rusların yardımını sürekli şüpheyle karşılamışlardır. Oysaki genç kesim ve aydınlar Rusların Kürtlere olan yakınlığını oldukça sıcak karşılamaktadırlar. Bu durum bile kendi başına bir fikir ayrılığı ve parçalılık yaratıyordu. Daha geniş çerçeveden bakacak olursak, cumhuriyetin karşısında Kürtlerin farklılık arz eden bu konumlarını sosyal, siyasal, ekonomik tarihi nedenlerle dayandırmak gerekmektedir.

Mamiş, Mansur ve Dehkokri aşiretlerinin yeni cumhuriyete karşı bunca uzak durma ve muhalefet yürütme nedenlerinden en önemlisi hiç kuşkusuz İ-KDP’nin başında olan cumhuriyetin önderi olan Qazi Muhammed'in biraz daha aydın ve şehirli görünüşü olmuştur.

Tüm bu nedenlerden dolayı henüz bir yılın doldurmamış genç cumhuriyet dıştan da Sovyet desteğinin çekilmesiyle kısa sürede çöküşü yaşar Qazi Muhammed ve Seyfi Kadı başta olmak üzere birçok Kürt lideri hapse atılır. Daha sonra Qazi Muhammed’in kardeşi de tutuklanıp hapse atılır, her üçü de idam cezasına çarptırılır ve cumhuriyetin ilan edildiğini Çarçıra meydanında idam edilirler.

1980’e doğru gelindiğinde Kürt isyanlarının daha da tırmanmasından çekinen İran rejimi Kürtlerle görüşmelere seçer. İran cumhurbaşkanı Beni Sadır, istenilen otonominin ancak İslam cumhuriyetinin ideolojik çerçevesinde olabileceğini belirtir.

İran’la yapılan bu görüşme ve varılan anlaşmalar üzerine İ-KDP içerisinde bölünmeler ve fikir ayrılıkları baş gösterir. TUDEH yanlısı kadro Kasımlo ile çatışarak başka bir oluşuma doğru giderler. Kasımlo ise İran ile yürütülen görüşmelerde medet ummuş olmalı ki, İran İslam rejimi ile işbirliği yapmanın olanaklı olduğundan karar kılar.

1980’e gelindiğinde ise Türkiye’de 12 Eylül cuntası İran’da yükselen köktendinciliğin yükseliş Kürtlere karşı komplo ve katliamları geliştirir. Humeyni Kürt sorununun barışçıl yollarla çözümünün uzlaşmaz düşmanı gibiydi. Bu nedenle Kürt düşmanlığına taraf olan İran rejim taraftarları 1989 yılında A. Kasımlo’yu görüşme esnasında bir komplo ile katlederler. Sonrasında İ-KDP genel sekreterliğine gelen S. Şerefkendi de aynı akıbete uğrayarak bir komplo ile Berlin’de katlederler.

Tüm eksik ve yetersiz yanlarına rağmen Qadı Muhammed Kürdistan tarihinde hak ettiği yeri alacaktır. O ilk kez Doğu Kürdistan’da aşiret liderliğinde uzak, halk tarafından sevilen biri olarak KDP liderliğine gelecektir. Bu Kürdistan tarihinde önemle ele alınması gereken bir olaydır. Yine çok kısa zaman zarfında Mahabat’ta birçok okul inşa etmesi, Kürtçe dilinin geliştirilmesi için çeşitli kurumlaşmalara gitmesi esasta eğer yaşasaydı yapabileceklerine sadece birer güzel işarettir.

Qazi Muhammed’i anmak onun Kürdistan için yapmak istediklerini yerine getirilerek gerçekleşebileceğine inananlar olarak onu her zaman gerilla mücadelesinde yaşatmasını bileceğiz.

Bizler gerillalar olarak Qazi Muhammed’i nasıl ki İhsan Nuri Paşayı kendi gerilla komutanımız olarak görüyorsak Qazi Muhammed’i de kendi gerilla komutanımız ve halkımızın saygın yol göstericilerinden biri olarak her zaman anacağız.