Malpera Fermî ya Şehîdan

PKK İnternet Sitesi

PAJK İnternet Sitesi

Gerilla TV

YJASTAR Sitesi

 

ispanya1Önce güven, sonra ortak yol haritası
Basklı tarihçi ve gazeteci Manuel Martorell, Kürt sorununun çözümü için model olarak gösterilen İspanya'daki 'açılım ve özerklik' sürecinin nasıl geliştiğini Günlük'e anlattı
Siyasi genel af çıkarıldı
'İktidar, kamuoyunu ikna için ilkin demokratik bir siyasi partiler ve seçim yasasını çıkardı. Bask, Katalonya ve Galiçya bölgelerindeki bağımsızlık yanlısı partilerin kurulmasına ile Komünist Parti'nin yasallaşmasına izin verildi. Açılımın üçüncü ayağı olarak da genel bir siyasi af çıkarıldı.'
YOL HARİTASI ORTAK OLUŞTURULDU
'Başbakan Suarez, 'açılım'ı birleşik demokratik muhalefetle birlikte tartışarak yaptı. Reformlar için Bask ve Katalan bağımsızlıkçıları, sosyalist, liberal, sosyal demokratlardan birer temsilcinin yer aldığı 9 kişilik heyet oluşturuldu. Heyet ve hükümet yol haritasını birlikte hazırladı.'
ANAYASA BU DÖNEMDE HAZIRLANDI
'Yeni anayasa, demokratik haklar ve özerklik konularında görüşmeler yapıldı. Yeni bir anayasa kararı alındı. Toplumun bütün kesimleri hazırlanan anayasa üzerinde mutabakat sağladı. Şu anda geçerli olan İspanyol Anayasası, bu çalışmalar sonucunda hazırlandı.' 
İspanya'da çözüme giden yolun hikayesi
Türkiye'de Kürt sorununun çözümü için Demokratik Özerkliğin tartışıldığı günümüzde, benzer sorunların özerklik temelinde kısmen çözüme kavuşturulduğu bir ülke olan İspanya'da, 1973 yılında diktatör Francisco Franko'nun ölümünün ardından başlatılan 'demokratik açılım' süreci ve Bask, Katalonya ile Galiçya sorunlarının çözülmesi için verilen mücadeleler sık sık Kürt sonununa bağlı olarak Türkiye'de tartışma gündemine geliyor. 
İspanya'nın Bask, Katalonya ve Galiçya sorunlarını özerklik temelinde kısmen çözüme kavuşturması, Türkiye'de Kürt sorununun çözümü konusunda da örnek olarak zaman zaman ele alınıyor. İspanyol hükümetlerinin Bask bölgesinin bağımsızlığı için 30 yılı aşkın bir süredir mücadele yürüten ETA ile ateşkes, silahsızlanma konularında yaptığı açık, gizli görüşmeler Türkiye'de gerek siyasetçiler, gerekse de konu ile ilgili kişiler tarafından PKK konusunda zaman zaman örnek gösteriliyor. Peki, diktatör Franko'nun 1973 yılında ölümünün ardından İspanya'nın demokratikleştirilmesi için başlatılan 'İspanya açılımı', Bask, Katalonya ve Galiçya sorunları nasıl bir çözüme kavuşturuldu? İspanya'nın demokratikleşmesi ve yeni bir anayasa için hazırlanan 'yol haritası' nasıl belirlendi? ETA ile İspanya hükümetleri arasında, gerek ateşkes, gerek silahsızlanma ve Bask sorununun çözümü konularında yapılan görüşmelerde neler yaşandı? Görüşmelere, kimler aracılık yaptı? İktidardaki Sosyalist İşçi Partisi ve Başbakan Zapatero, ETA ile doğrudan görüşmeler yapılması konusunda Meclis'ten nasıl karar çıkarttı? İspanya Meclisi'nden çıkarılan karar sonrası ateşkes ilan eden ETA, görüşmeler sürerken, neden ateşkesi bozdu? 1978'de kabul edilen anayasada kabul edilen özerklik Bask, Katalonya ve Galiçya'da nasıl uygulanıyor? Bu özerklik ne anlama geliyor? Bütün bunları ve 'İspanya açılımını', Kürt sorununu da çok yakından takip eden ve İspanya'da Kürtlerle ilgili ilk kitabın da yazarı olan Basklı tarihçi ve gazeteci Manuel Martorell ile konuştuk. 
İspanya demokratik açılımı nasıl geliştirdi? Bu süreci ve bu süreçte yaşananları bize özetler misiniz?
Diktatör Franko, yarattığı rejimin kendisinden sonra da devam ettirilmesi için vasiyetini ölmeden önce 1969'da bıraktı. 'Ben ölürsem Juan Carlos kral olacak' dedi. Franko 1973'te öldüğünde de Carlos kral oldu ve Franko rejiminin devamını sağlamak için bazı küçük reformlar yapma ihtiyacıyla hükümet başkanı olarak Carlos Arias Navarro'yu atadı. Ancak Navaro bu reformları yapamadı, başarısız oldu. Çünkü bir tarafta Frankis güçler, yapılmak istenen reformlara karşı şiddet uyguluyordu, diğer taraftan ise demokratik kamuoyunun desteğini alamıyordu. Kimse bunlara inanmıyor ve güvenmiyordu.
Halkın güveni nasıl kazanıldı?
Navaro'nun başarısız olması sonrasında Kral Carlos, bu kez de Adolfo Suarez'i reformları yapması için başbakan olarak atadı. Bu dönemde İspanya'da üç güç vardı. Demokratik muhalefet, statükodan yana Frankocular, bir de Başbakan Suarez'in içinde yer aldığı reformcu grup. Demokratik muhalefet, Suarez'in de reformlar yapacağına inanmıyordu. Yine çok güçlü bir şekilde Frankocu güçler de reformların yapılmaması için hükümete baskı yapıyordu. Ancak tüm bunlara karşın Suarez, demokratik kamuoyunu ikna etmek ve desteğini almak için siyasi reform yasası çıkardı. Bu yasayı Frankist parlamento da onayladı, ama yine de İspanya kamuoyu ve demokratik güçler, Basklılar, Katalanlar, Galiçyalılar, reformaların yapılacağına inanmıyordu. Suarez, 1976'da siyasi partilerin yasallaşmasını sağlayan reformları yaptı.
Ne tür reformlardı bunlar?
Öncelikle darbe ile birlikte yasak olan siyasi partilerin kurulmasına ve çalışmasına izin verildi. Siyasi partiler yasal olarak çalışmalarına başladı. Evrensel seçim sistemi yasası kabul edildi. Ama bu yasa yine de muğlaktı. Bazı siyasi partilerin kurulmasına izin veriliyordu, bazı siyasi partilerin de kurulmasına izin vermiyordu.
Başbakan Suarez, bu yasayı Frankocu parlamentoya kabul ettirdi. Suarez daha sonra da bu yasayı referanduma götürdü, halkın oyuna sundu. Demokratik güçler de, muhalefet de bu yasayı referandumda boykot ettiler. Suarez ve bazı Frankocu kesimlerin dışanda herkes bu yasayı boykot etti. Ama buna rağmen yasa yüzde 65 oyla kabul edildi. Bundan sonra ise yeni anayasa çalışmaları başladı.
Neden boykot edildi bu yasa?
Çünkü demokratik muhalefet tam anlamıyla demokrasiye geçilmesini istiyordu. Oysa bu yasa kısmi bir rahatlama sağlıyordu. Bugün iktidarda bulunan Sosyalist İşçi Partisi, yani Başbakan olan Zapatero'nun başında bulunduğu parti de Suarez'in reform yasasını boykot etti. Birleşik bir muhalefet vardı o dönemde. Bu birleşik muhalefetin içinde komünistler, sosyalistler, demokratlar, Troçkistler, Maoistler, Basklı, Katalan, Galiçyalı yurtseverler, sosyal demokratlar, liberaller herkes vardı ve bunlar Suarez'in yasasını boykot etti. İki blok vardı o zaman; biri Suarez'in reformcu tarafı, bir de tamamen demokrasi isteyen birleşik kesim vardı. Birleşik demokratik muhalefet Suarez'in demokrat olduğuna güvenmiyordu, reformlara inanmıyorlardı. Demokratik muhalefet radikal değişikler talep ediyordu. Rejimin tümden değişmesini istiyorlardı. Demokratik bir rejime toptan geçilmesi isteniyordu. Demokratik bir anayasa isteniyordu. Basklılar, Galiçyalılar, Katalanlar da daha özgürlükçü reformlar istiyorlardı. Başbakan Sauarez de kralın da desteğini alarak, demokratik muhalefeti kendilerine inandırmak için, demokratik değişlikler yapacakları konusunda samimi olduklarını gösterebilmek için canla başla çalıştılar. Ordunun içinden de bu reformlara karşı güçlü bir itiraz vardı. 
SİYASİ AF ÇIKARILDI
Kamuoyu nasıl ikna edildi, nasıl güven sağlandı?
Üç ayağı var bu ikna sürecinin. İlki demokratik bir seçim yasasını parlamentodan çıkardılar. İspanyol Komünist Partisi'nin yasal olarak kurulmasına izin verildi. Bask, Katalonya ve Galiçya bölgelerinde ayrılıkçılığı savunan partilerin kurulmasına izin verildi. Demokratik muhalefeti ikna edebilmek için bu yapılanlar çok önemliydi. Demokratik bir siyasi partiler yasası, demokratik bir seçim yasası çıkarıldı. Suarez'in samimiyet testi ya da muhalefeti ikna etme testi Kominüst Partisi'nin yasallaşmasıydı. Çünkü Komünist Partisi'nin bir gücü vardı. Komünist Partisi'nin yasallaşması adete bir turnusol kağıdı görevini gördü. Bask bölgesinin bağımsızlığını savunan Yurtsever Bask Partisi de yasallaştı. Bu da bizler için önemliydi. Katalanların da bağımsızlığını savunan partiler yasallaştı. Ayrılıkçı parti kurmak da serbest hale geldi. Ordu, Komünist Partisi yasallaştığında, diğer ayrılıkçı partilerin kurulmasına yol açıldığında Suarez hükümetini protesto etti. Ordu rahatsızlığını açıkça gösterdi. O zaman hükümette üç tane asker kökenli bakan vardı, bunlardan biri hükümetten istifa etti. Muhalefeti ikna etmelerinin üçüncü ayağı olarak ise, genel bir siyasi af çıkarıldı.
Türkiye'de şu anda Kürt sorunu ile ilgili yaşanan sürece benzeyen bir süreç yaşandı yani.
Başbakan Suarez, yapılan reformları yani 'İspanya açılımı'nı demokratik muhalefetle birlikte görüşerek, tartışarak yaptı. Birleşik demokratik muhalefet hükümetle reformlar konusunda pazarlık yapması için kendi içinden 9 kişiyi temsilci seçti. Bu 9 kişilik temsilcinin içinde komünist, Bask ve Katalan bağımsızlıkçıları, sosyalist, liberal, sosyal demokrat olarak hemen her kesimden bir temsilci yer alıyordu. Bunlar rejim ile Başbakan Suarez'in İspanyol açılımının nasıl olacağı konusunda görüşmeler yaptılar. Rejimin temsilcisi olarak Suarez ile açılımın nasıl adım adım ilerlemesi gerektiği konusunda bir yol haritası belirlediler. 
Yasalar da çıkarıldıktan sonra muhalefetin içinde ayrı düşünceler oluştu. Bazı çevreler fikir değiştirdiler. Suarez'in yaptığı bu üç önemli değişiklik sonrasında demokratik muhalefetin önemli bir kesimi rejimin toptan değiştirilmesi taleplerinden vazgeçti. Ciddi reformları destekleyeceklerini açıkladı. 
Yani bir anlamda bu 9 kişiden oluşan temsilci heyet ile Başbakan Suarez 'İspanyol Açılımı'nın yol haritasını belirlediler, öyle mi?
Evet, demokratik muhalefeti temsil eden 9 kişilik Temsilciler Grubu ile rejimin temsilcileri arasında yeni anayasa, demokratik haklar, özerklik konularında görüşmeler yapıldı. Demokratikleşme konusunda adım adım neler yapılacağı belirlendi. Bir yol haritası çıkarıldı. Bu yol haritasının en önemli çalışması ise yeni bir anayasanın hazırlanmasıydı. Şu andaki İsyanyol Anayasası, bu çalışmalar sonucunda hazırlandı ve halen geçerli olan 1978 yılında kabul edilen İspanya Anayasası, topluman bütün kesimlerinin üzerinde mutabakata vardıkları, anlaştıkları bir anayasa oldu.
Basklılar, Katalanlar, Galiçyalılar da benimsedi mi bu anayasayı?
O yıllarda Basklıların çoğunluğunu temsil eden bir parti olan Yurtsever Bask Partisi (Eusko Alderdi Jeltzalea-EAJ), anayasa çalışmalarında yer aldı, 9 kişilik Temsilciler Grubu'nun içinde temsilcisi bulunuyordu. Ama hazırlanan 78 Anayasası'nda ulusların kendi kaderini tayin hakkı tanınmadığı için anayasa referandumunda boykot kararı aldı. Basklılar, 78 Anayasası'nın önemli değişiklikler içerdiğini kabul ediyorlardı, ama kendi talepleri yer almadığı için referanduma katılmadılar. Sandığa oy kullanmaya gitmediler. Katalanlar ise 'evet' oyu verdi. 
Yeni anayasa Basklılara ne kazandırdı?
Basklılar anayasa oylamasında sandığa gitmediler, çekimser kaldılar, ama 1978 Anayasa'yla Basklıların, Katalanlar ve Galiçyalıların kazandığı en önemli değişim özerklik hakkı oldu. Özerklik hakkını elde ettiler.
KONTR-GERİLLA FAALİYETTEYDİ
73'ten 78'e kadar sancılı bir süreç yaşıyor İspanya. Bu süreç içerisinde İspanya Ordusu'nun ya da Frankocu kesimlerin tutumu nasıldı? Sanırım yol haritası için demokratik muhalefet ile görüşmeler, pazarlıklar devam ederken, şiddet olayları da oldu?
Bu süreç içinde pek çok şiddet eylemi oldu elbette. Bunlardan biri, Navaro'nun yaptığının bir işe yaramadığının göstergelerinden biriydi. Bask bölgesinin Victoria kentindeki grevdeki işçilere silahla saldırı düzenlenmesiydi. Sirurji enerji işçileri grev talep ettiler. Victoria'daki diğer bütün işçiler de bu grevi desteklediler. Grev için bütün işçiler kilisede bir toplantı düzenlediler. Toplantının sonunda kiliseden çıkan işçilerin üzerine polislerce ateş açıldı. O kadar korkunç bir olaydı ki bu, polis yanında getirdiği bütür mermilerini bitirmişti. 5 işçi öldü, 100'den fazla işçi yaralandı. Bu tam anlamıyla bir skandaldı. Böyle pek çok şiddet eylemi oldu. Faşist gruplar askerin ve polisin desteğiyle solcu ve yurtsever gruplara da silahla saldırılar düzenliyorlardı.

Açılım sürecinde Ergenekonvari yapılar provokasyonlar yaptı
İspanya'da da kontra gerilla, JİTEM, Ergenekon gibi siyasi cinayetler işleyen devletin güçleri var mıydı?
Evet, böyle gruplar vardı.
Açılım sürecinde bu gruplar nasıl tasfiye edildi?
Bu gruplardan biri örneğin Kominist Partisi'nin yasallaşması sürecinde, Madrid'de bir avukatlık bürosuna gittiler. Ve büroda bulunan 9 avukatı duvarın dibine dizelerek kurşuna dizdiler. Bu da bir skandaldı. Aslında bu grupları o kadar da tasfiye edemediler. Ordu içinde örgütlenen bu gruplar 1981 yılına kadar üç kez hükümete karşı askeri darbe planladılar. Asker içindeki bu Frankocu gruplar 81'den önce de iki kez darde girişiminde bulundular. Bu darbeci askeri kesimin içinde Frankocu sivil kesim de vardı. Bunlar demokratikleşmeye karşı çıkan ve kendilerine 'Yeni Güç' diyen Frankocu faşist bir gruptu. Bir de askerin kendi içinde bu değişikliklere direnen kanatla ortak hareket ediyorlardı. İspanyol açılımıyla ilgili şu söylenebilir; 1982'de İspanya Sosyalist İşçi Partisi'nin seçimleri kazanmasıyla noktalandı. 1973'te başlayan açılım süreci 1982'ye kadar çalkantılarla geçti, birçok şiddet olayları da oldu, ama 1982 seçimlerinde Sosyalist İşçi Partisi'nin seçimleri kazanıp iktidara gelmesiyle tamamlandı. 1981'deki askeri darbe girişiminde ordu kendi içinde ikiye ayrıldı. Ama ordu içindeki demokratlar kazandı ve darbe girişimi başarıya ulaşamadı. İki önemli şey bu Frankocu grupların tasfiye edilmesinde önemli oldu. Bunlardan biri Sosyalist İşçi Partisi'nin seçimlerdeki zaferidir. Diğeri de, ordu içindeki demokratik kesimin bu Frankocu güçlere karşı mücadelesi oldu.
Katalonya'ya genişletilmiş özerkliğe onay

MADRİD - İspanya Yüksek Mahkemesi, dört yıldır şiddetli tartışmalara konu olan Katalonya’ya genişletilmiş yeni özerklik statüsüne onay verdi. “Ulus” tanımının da yer aldığı statüde, Katalan dilinin “öncelikli dil olması” maddesi ise Anayasa’ya aykırı bulundu. Katalanlar statünün bir bütün olarak kabul edilmemesine tepki göstererek eyleme çağırdı.

2006 yılında kabul edilen ve dört yıldır Anayasa Mahkemesi’nde görüşülen Katalonya’ya yeni özerklik statüsüne onay verildi. Ana muhalefetteki muhazafakar Halk Partisi’nin(PP) itirazı üzerine genişletilmiş özerklik tanıyan statüsü görüşen mahkeme heyeti, Katalan statüsünün 14 madde dışında anayasaya uygun olduğuna hükmetti. Mahkeme 27 maddenin ise yeniden yorumlanmasına karar verdi.

245 MADDE KABUL EDİLDİ

Liberaller ve muhafazakarları ikiye bölen statü mahkemede dörde karşı altı oyla kabul edildi. İspanya’da 17 özerk bölgeden biri olan Katalonya’nın 1979 yılın beri var olan özerklik haklarının genişletilmesini öngören yeni statünün 245 maddesine mahkemeden yeşil ışık yandı. Ancak bölgede resmi dil olan Katalonca’nın ‘öncelikli dil olması’, ‘Katalonya Adalet Konseyi’nin yapısı, ‘Katalonya’nın kendi adına uluslararası sportif, kültürel, sosyal organizasyonlara katılabilmesi’ gibi eğitim, adalet, dış politika ve finans sistemiyle ilgili 14 madde anayasaya aykırı bulundu.

ULUS TANIMI

Mahkeme, statünün girişinde Katalanları ‘ulus’ olarak tanıyan maddenin ‘hukuki etkisi olmamasından dolayı anayasaya aykırılık teşkil etmediğine’ karar verirken, “İspanya’nın bölünmez olduğu”na da vurgu yaptı.

Muhafazakar PP, statüdeki 126 maddeye İspanya’nın bütünlüğünü bozabileceği gerekçesiyle karşı çıkıyordu. İspanya parlamentosu Katalonya’nın özerklik statüsünün genişletilmesini içeren 2006 yılında Katalonya’da gerçekleşen referandumu onaylamıştı. Metinde Katalonya’ya Adalet ve Eğitim alanlarında verilen yetkilere başta yargıçların atanması, havaalanların ve limanların idaresi gibi adli ve vergi sorunları konusunda da arttırılmış yetki tanınıyordu. Genişletilmiş özerklik statüsünde, Katalonya’nın “ulus” olarak tanımlanması, bölgede yaşayan herkesin İspanyolcayla birlikte resmi dil olan Katalancayı öğrenme zorunluluğu ve adli güce yerel özerklik temel anlaşmazlık noktaları olarak duruyordu. Mahkemenin iptal ettiği maddelerin çoğunluğu da adli sistemle ilgili.

İspanya sosyalist hükümeti başkan yardımcısı Maria Teresa Fernandez de la Vega, “tümüyle bağımsız” bir şekilde mahkemenin Katalan statüsünü kabul ettiğini belirterek memnuniyeti dile getirdi.

Derlemeler